You are hereGünlükler / Tantana's blog / Yalıya doğru yaklaşıyoruz, duramıyoruz… (Naviga Kasım 2008)

Yalıya doğru yaklaşıyoruz, duramıyoruz… (Naviga Kasım 2008)


By Tantana - Posted on 08 Ocak 2009

(Naviga Dergisi Kasım 2008 sayısında 'İtiraf Ediyorum' yazı dizisinde yazının metni)

Yalıya doğru yaklaşıyoruz, duramıyoruz… Bundan iki sene önceki Shop&Miles Bosphorus Cup yarışına katılmaya karar vermiştik. Amacımız derece yapmaktan çok Boğaz’da yelken yapma keyfini yaşamaktı. Bu nedenle son anda Organizasyon Komitesi’nden gelen “Dört basın mensubu arkadaş da sizin teknede yarışabilir mi?’’ teklifini de büyük bir keyifle onayladık.

Dördü de ilk yelken deneyimini yaşayacak gazeteciler ile sekiz kişilik ekibimiz içinde 35 yıl öncesinden yelken deneyimine güvendiğim bir arkadaşımın da olması, dümeni hep benim tutmamı gerektirmeyeceği anlamına geliyordu. Bu da beni rahatlatıyordu.

Marinadan çıktık, Boğaz girişinde ben dümeni arkadaşıma bırakıp ekibi elden geldiğince tekne ve donanım hakkında bilgilendirmeye çalışıyordum.

Start verildi, tramolalar ile tırmanmaya başladık Boğaz’da. Arkadaşım dümende, ben ise trim için ekibe yardım ediyordum. Her şey güzel gidiyordu. Konuklar dahil, herkesin görevini kavramış olduğu düşüncesi ve rahatlığı ile ben de muhabbete başladım. İşte o an dümendeki arkadaşın ‘’Dümen kilitlendi’’ diye naralanması ile irkildik.

Çok şakacı olduğunu, bana hep takıldığını veya işletmeye çalıştığını bildiğim için ciddiye almadım önce. Ama tekne karşıdaki yalıya hızla yaklaşırken, o ‘’Dümen kilitlendi’’ diye bağırmaya devam ediyordu. İşletilmiş olmayı istemediğim için pek inanmamakla beraber yanına gidip dümene baktım.

Dümen gerçekten oynamıyordu ve biz hızla yalıda masada oturmuş yemeklerini yiyen yalı sakinlerine doğru yaklaşıyorduk. İşte o an panik olmadım desem yalan olur. Hızla motoru çalıştırıp tornistan vermeye çalıştım. Yalıya çarpacaksak da, daha düşük hız ile çarpmayı amaçladım sanırım. Birkaç saniye içinde otopilotun düğmesine basılmış olduğunu fark edip otopilottan çıkardım. Yalıya birkaç metre kala son anda tramolayı atabildik. Komiteye 15-20 saniye motor çalıştırmak zorunda kaldığımızı bildirip devam ettik yarışa.

Ardından olayı değerlendirdiğimizde ortaya şu gerçek çıktı. Ekiptekilerden biri kıçtaki chartplotter anteninin üzerine oturunca, chartplotter sinyal alamamış ve ötmeye başlamış. Buraya kadar yalıda kurulu masaya çıkmamızı gerektirecek bir durum yok… Asıl ilginç olan, dümendeki tecrübeli (!) arkadaşımın yorumu idi. ‘’Bir yerlerden bip bip alarm sesleri geliyordu, hiç umursamadın. Ben huzur bulmak için yelken yapıyorum, huzurumu kaçıran bu sesleri susturmak için arada bazı düğmelere bastım tabii!’’